Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki EKDAĞ üzerinden yürütülen sermaye artırımları, kamuoyunda giderek büyüyen soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz yıl “belirli yatırımlar” gerekçesiyle meclisten geçirilen 50 milyon TL’lik artışın ardından, Mart ayı meclisinde bu kez 165 milyon TL’lik yeni ve çok daha yüksek bir sermaye talebinin onaylanması, ancak somut yatırım çıktılarının görünmemesi eleştirilerin odağında yer alıyor.
16 Mayıs 2025 tarihli ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir imzasını taşıyan kararla yürürlüğe giren önceki sermaye artışının %25’lik kısmı peşin, kalan bölümü ise taksitler halinde şirkete aktarılmıştı. Mevzuat gereği kamu iştiraklerinde yapılan sermaye artırımlarının belirli proje ve yatırım kalemlerine dayandırılması zorunlu. Ancak aradan geçen süreye rağmen, söz konusu kaynağın hangi somut yatırımlara yönlendirildiğine dair net ve şeffaf bir tablo ortaya konulmuş değil.
Bu durum, “kaynaklar gerçekten yatırım için mi kullanıldı, yoksa işletme giderleri, personel maaşları ya da borç kapatma gibi kalemlere mi yönlendirildi?” sorularını gündeme taşıyor. Özellikle yeni talep edilen 165 milyon TL’lik artışta, yatırım kalemlerinin büyük ölçüde önceki listeyle örtüşmesi ve yalnızca sınırlı eklemeler yapılması, planlama ve uygulama arasındaki tutarsızlık eleştirilerini güçlendiriyor.
Öte yandan, EKDAĞ bünyesinde faaliyet gösteren Halk Ekmek tarafında yaşanan gerileme de dikkat çekici bir başka başlık olarak öne çıkıyor. Geçmişte yaklaşık 50 çeşit ürünle hizmet veren sistemin, bugün itibarıyla üretim kapasitesinin ciddi biçimde daraldığı; ürün yelpazesinin beyaz ekmek, kepekli ekmek ve karabuğday (köy ekmeği) gibi sınırlı seçeneklere indiği ifade ediliyor. Döşemealtı’ndaki üretim tesisinde çeşitliliğin azalması ve bazı ürünlerin nitelik değişimine uğraması, yatırım önceliklerinin sorgulanmasına neden oluyor.
Buna paralel olarak, Halk Ekmek büfelerinin sayısında ve ekonomik sürdürülebilirliğinde yaşanan gerileme de dikkat çekiyor. Büfe sayılarının azalması ve büfe içindeki bağımsız kiracıların düşük gelirlerle faaliyet göstermeye çalışması, ayrılan yüksek bütçelere rağmen sahadaki ekonomik gerçeklikle örtüşmeyen bir tablo ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, art arda gelen yüksek tutarlı sermaye artırımları ile sahadaki hizmet ve yatırım çıktıları arasındaki uyumsuzluk, kamu kaynaklarının etkin, şeffaf ve amaca uygun kullanımı konusunda daha güçlü bir hesap verilebilirlik ihtiyacını gündeme getiriyor. Bu çerçevede kamuoyunun temel beklentisi; yapılan harcamaların kalem kalem açıklanması, projelerin somut ilerleme durumlarının paylaşılması ve planlanan yatırımların sahada görünür hale gelmesi yönünde şekilleniyor.